İki deniz, iki kültür, tek sofra — Polonya ve Türkiye'nin altı asırlık kadim dostluğu.
Nazwa Bosfor & Baltık tesadüfi değildir. Boğaziçi — İstanbul kapılarında kıtaları birbirine bağlayan boğaz. Baltık — Gdańsk'ımızın kıyısında yer aldığı deniz. Bu iki su arasında, Avrupa tarihinin en güzel ve aynı zamanda en az bilinen dostluk hikayelerinden biri uzanmaktadır.
Anadolu'nun otantik lezzetlerini Gdańsk'a getirdik — her gün Türk şefler tarafından hazırlanan mezeler, kömürde mangal, taze pişmiş pideler ve çıtır baklavalar. Ancak yemekten daha fazlasını sunuyoruz: 600 yılı aşkın süredir birbirini şu şekilde adlandıran iki kültürün buluşmasını sunuyoruz: ezeli dostlar.
Władysław Jagiełło, Osmanlı İmparatorluğu'na ilk resmi elçilerini gönderir — 600 yılı aşkın diplomatik ilişkilerin başlangıcı.
Polonya ve Türkiye barış antlaşması imzalar. Yüzyıllar boyunca iki taraf birbirine "ebedi dostlar" demiştir.
Viyana kuşatmasından sonra Türk kahvesi Avrupa'yı fetheder. Lehçe "kawa" kelimesi de buradan, Türkçe "kahve"den gelir.
Polonya haritalardan silindiğinde, Osmanlı İmparatorluğu bölünmeyi asla tanımadı. Sultan'ın divanında hâlâ "Lehistan elçisi henüz gelmedi" diye seslenildi — Polonya'nın masadaki yerini korudu.
Polonyalı göçmenler İstanbul yakınlarında Adampol (Polonezköy) köyünü kurar. Bugün hâlâ var — Türkiye'deki Polonya köyü, pierogi ve Polonya misafirperverliği ile ünlüdür.
Gdańsk'ta bu iki kültürün yeniden buluştuğu bir yer açıyoruz — masada, mangal başında ve bir bardak Türk çayı eşliğinde.
Lehistan Elçisi henüz gelmedi.
— Polonya'nın işgal altında olduğu zorlu yıllarda, Polonya'nın haritadan silinmesini asla kabul etmeyen tek devlet olan Osmanlı İmparatorluğu'nda, padişahın huzurunda her resmi kabulde tekrarlanan o asil söz.
Lehçe 'kawa' kelimesi Türkçe 'kahve'den gelir. Kahve içme kültürü bize doğrudan İstanbul'dan ulaşmıştır.
Türkçe 'patlıcan'dan. Bugün mezelerimizin ve şakşukamızın temel bileşeni.
Hem kelime hem de yemek — doğrudan Türkçe'den, bugün Polonya mutfağının ayrılmaz bir parçası.
Yüzlerce günlük kelime Türkiye ve Şark üzerinden Lehçe'ye geçmiştir.
İstanbul yakınlarındaki Polonezköy'de Polonyalı yerleşimciler bugün hala mantı yapıyor — bu mantılar İstanbulluların ziyaret ettiği yerel bir lezzet haline geldi.
Türkiye'deki Polonya köyü tereyağı, krema ve peynirleriyle ünlendi — bölgede nadir bulunan bu ürünler için şehrin öbür ucundan geliniyordu.
Mantar toplama ve orman meyveleriyle yapılan yemekler — İstanbul yakınlarında kök salmış bir Polonya geleneği.
Leh atasözü 'Tanrı misafiri' ile Türkçe 'misafir' kelimesi buluşuyor — sofra paylaşımının kutsal olduğu iki kültür.
Türk şeflerimiz, nesilden nesile aktarılan geleneksel tarifler ve her sabah erken saatlerde yakılan gerçek mangal ateşi.
Tıpkı İstanbul Boğazı kıyısındaymış gibi zamanın yavaş aktığı, otantik esintiler taşıyan şık bir nargile salonu.
Polonyalıların ünlü 'Tanrı misafiri' (gość w dom) anlayışı ile geleneksel Türk misafirperverliğinin kucaklaşması. Bizim için her konuk, baş tacıdır.
Aleja Grunwaldzka 76/78, Gdańsk Wrzeszcz · Her gün 09:00–00:00